top of page


Rovaniemi'ye vardığımda hava kararmıştı. Otele gidip bavulumu bıraktıktan sonra dışarıda yemek yiyecek bir yer aradım. Yakınlardaki bir pizzacıya girdim.

Birçok yerde olduğu gibi çalışanları Türk'tü. Pizzamı yerken bir yandan onlarla sohbet ediyordum. Bana Rovaniemi'nin gece kulüplerinden falan bahsettiler. Ben de kuzey ışığı fotoğrafları çektiğimi ve önceki gece yaşadığım macerayı anlattım onlara. Sonra Sky Hotel isminde bir otelin çatısından tüm şehrin göründüğünü, oradan güzel kuzey ışığı fotoğrafı çekebileceğimi söyledi biri. O an, şehrin üzerinden geçen kuzey ışığı fotoğrafı çekme fikri canlandı zihnimde. Hemen uzaklığını sordum. Bulunduğum yere arabayla 10 dakikalık mesafede olduğunu söyledi. Yorgun olsam da onlara beni Sky Hotel'e götürmelerini rica ettim.

























Durumumu öğrendikleri için kalacağım otele gidip dinlenmemi tavsiye ettiler ama sorun olmayacağını söyledim. Yemek yedikten sonra, sağ olsun bir tanesi beni arabayla Sky Hotel'e kadar bıraktı. Yukarıda fazla kalmamamı önerdikten sonra, acil bir durumda arayabilmem için bana taksinin numarasını verdi.

Otelin terasına çıktığımda karşımda hayal ettiğime benzer bir manzara vardı. Şehrin üzerinden geçen kuzey ışığı... Çok güçlü değildi, şehrin ışık kirliliğinin de etkisiyle pek parlak görünmüyordu ama yine de şanslıydım. Oralara yolculuk yapıp kuzey ışığı göremeyenler varken ben yine bir kuzey ışığına denk gelmiştim.

Biraz fotoğraf çekmemin ardından terastan aşağı indim. Resepsiyonistten taksi çağırmasını rica ettim.

Taksiyi beklerken sohbet etmeye başladık. Terasta kuzey ışığı fotoğrafları çektiğimden bahsedip ona fotoğraflarımı gösterdim. Bir süre sonra bilgisayarın ekranına bakarken şaşkın bir şekilde, "Yarın büyük bir solar fırtına olacak!" dedi, dikkatle ona kilitlendim. "İskandinavya'nın güneyinden bile görülebilecek!" diye devam etti. Eğer öyleyse bu bir jeomanyetik fırtına olmalıydı, muhtemelen solar maksimum döneminin zirvesi...

Bir hayalim daha gerçekleşmek üzereydi.

11 yılda bir yaşanan bu dönemde olmamıza rağmen daha hiç büyük bir fırtına olmamıştı.

Birkaç ay öncesinde de kuzey ışığı fotoğrafları çekmek için oralara yolculuk yapmıştım. İstanbul'a döndüğümde okuduğum bir makalede, güneşteki aktivitelerin en yoğun olduğu zamanların sonbahar ve ilkbahar mevsimleri olduğunu öğrenmiştim. Bu bilgilerden yola çıkarak, bir jeomanyetik fırtına görme umuduyla Mart ayında tekrar yolculuk yapmaya karar vermiştim.

Taksi geldi. Taksiye binip aldığım haberin heyecanıyla, kalacağım otele gittim. Odamda yatağa uzandığımda, o gece yine kuzey ışığı fotoğrafları çekebilmiş olmaktan çok, bir jeomanyetik fırtınaya den gelmiş olmamın verdiği bir huzur vardı içimde. Ayrıca, istediğim kadar uyuyabileceğim bir yataktaydım!

Uzun bir uykudan sonra uyandım. Günlerdir ilk defa bu kadar dinlenebilmiştim. O gece ne yapacağımı düşünmeye başladım. Aklımda, araba kiralayıp şehrin ışık kirliliğinden uzaklaşmak vardı ama vazgeçtim. Maceraya bir miktar doymuştum ve otelin konforu iyi gelmişti.

Yatağımın yanındaki kuzey ışığı turu broşürünü aldım. Üzerinde yazan numarayı arayıp akşamki kuzey ışığı safarisine kayıt oldum. Konuştuğum kişi, beni almaya geleceklerini, söylenen saatte otelin önünde hazır olmamı istedi.

Sonra telefonumdaki uygulamadan güneş aktivitesi verilerini incelemeye başladım. Aktivite seviyesi normalde 10 üzerinden 4 olduğunda seviniyorken, o gün uygulamada tek gördüğüm rakam 10'du. Büyük bir jeomanyetik fırtına başlamıştı. O sırada gece olan Amerika'nın kuzeyinde bile kuzey ışıklarının görülmekte olduğuna dair haberler okudum. Bu beni daha çok heyecanlandırdı.

Akşama kadar otelin içinde oyalandım.





























































 






Bana söylenen saatten biraz önce otelin giriş kapısında beklemeye başladım. Kısa bir süre sonra turun minibüsü yanaştı. Dışarı çıkar çıkmaz tam üstümde yemyeşil bir kuzey ışığı gördüm! Bunu söylerken hemen tripodumu kurup pozlama yapmaya çalıştım. Aslında ortam kompozisyon olarak pek iyi değildi ama görünce kendimi durduramadım : ) Minibüsün içindeki beni gören diğer tur üyeleri de heyecanla dışarı çıkıp fotoğraf çekmeye başladılar. Daha ilk saniyelerde turun disiplinini biraz bozmuştum. Tur ehberi gideceğimiz yerde bolca göreceğimizi söyleyerek minibüse girmemizi istedi.

Şehrin içinde olmamıza rağmen çok parlak bir kuzey ışığı görebilmemiz o geceki aktivitenin ne kadar güçlü olduğuna dair bir işaretti.

Minibüse bindik ve Rovaniemi'nin güney batısındaki bir alana doğru yola koyulduk. Yol boyunca kuzey ışıklarını görüp deliriyordum. Işıkların coşmakta olduğu bir anda durup dışarıda fotoğraf çekmeyi önerdim fakat tur rehberi o anda geçmekte olduğumuz bölgenin Finlandiya'nın en vahşi bölgesi olduğunu, gideceğimiz yerde de göreceğimizi söyledi. Bunu söylemesi iştahımı daha da açtı. Ama tabi ki beni görünce durup poz verecek bir geyik falan olması pek olası değildi... Bir keresinde Narvik'te dağdan inerken karanlıkta bir tilki fark etmiştim, o istisna sayılır. Kafa fenerimin ışığının yansımasıyla parlayan gözlerinin farkında olmadan, saklandığını sanarak beni izliyordu.

Tur minibüsündeyken yaklaşık 1 saat kadar kuzey ışıklarını izlememin ardından sonunda fotoğraflarını çekeceğimiz alana yakın bir yerde minibüsten indik. Kafamızın üzerinde kuzey ışığı yağmuru vardı. Biraz yürüdükten sonra etrafımızın mor ve yeşil kuzey ışıklarıyla sarılı olduğu açık bir alanda fotoğraf çekmeye başladık.

İlk defa bir jeomanyetik fırtına görüyordum... Ama başka bir ilk daha olacaktı. Bir çok türde ve renkte kuzey ışıkları görmüş olsam da gecenin sonuna doğru daha büyük bir sürpriz beni bekliyordu.

Yaklaşık 2 saat o alanda fotoğraf çektikten sonra kuzey ışıkları gökyüzünün bir yerinde yavaş yavaş dönerek toplanmaya başladı. Hemen oraya odaklandım. Gökyüzünde ışıktan bir hortum oluşmuştu! Döndükçe hızlanıyor, hızlandıkça parlaklaşıyordu. Ben de her fotoğraftan sonra çabucak pozlamayı düşürmeye çalışıyordum. Çok hızlı bir şekilde dönerken, birden bire kuzey ışıkları büyük bir hızla bütün gökyüzüne yayıldı ve sürekli değişerek sıradışı şekillere girmeye başladı... Bu hayal ettiğimin de ötesindeydi. Bilimkurgu filminde gibiydim. Solar fırtınadan da öte! Karşımda bir kuzey ışığı hortumunun oluşumunu ve sonra da bütün gökyüzünü boyayışını izledim...

Normalde Dünyanın dönüş hareketi sebebiyle yıldızları 20 saniye pozluyorum çünkü daha uzun pozlamada çizgi halinde gözükmeye başlıyorlar. Daha fazla ışık girmesi için de diyaframı iyice açarak F 2.8'e getiriyorum ama o gece kuzey ışıkları o kadar parlaktı ki pozlamayı 0,8 saniyeye indirdim, diyaframı da F 4'e kadar çıkartarak lensin aldığı ışığı yarıya indirdim.

Bu olağanüstü olayın ardından, artık kuzey ışıklarıyla dolu müthiş bir gecenin sonuna geldim. Minibüse doğru yürümeye başladık, yine ara ara durup pozlama yapmaya devam ediyordum. En sevdiğim fotoğraflardan birini dönüş yolunda çektim...

Minibüse bindik. Tur rehberinin ricası üzerine onun kuzey ışıklarıyla birlikte bir fotoğrafını çekmiştim, ona göndermem için bana mailını verdi. Jeomanyetik fırtına sürekli gerçekleşen bir doğa olayı olmadığından dolayı onun için bile sıradışı bir geceydi. Fakat gecenin finali olan kuzey ışığı hortumu bambaşkaydı... Böyle bir olaya dair başka fotoğraflara hâlâ denk gelmiş değilim.

Sonunda otele geldik ve minibüsten indim. Yine her kuzey ışığıyla dolu geceden sonraki gibi içimde tatlı bir huzur vardı. Odama girdim, üzerimi değiştirip yatağa uzandım. Kameramı alıp o gece çektiğim fotoğraflara tekrar bakmaya başladım.
 
Öğrendiğim birkaç bilimsel veriden yola çıkıp jeomanyetik fırtınaya denk gelebilme umuduyla tekrar yolculuk yaparak amacıma ulaşmıştım. Öncekiler gibi haftalarca sürmese de belki de en iyi fotoğraflarımı bu birkaç günde çekmiştim. Ve unutamayacağım anılar yaşamıştım. Kışın tekrar görüşene kadar, kuzey ışıklarına veda ediyordum.


 

Solarmax

Welcome

© Ahmet Ömer Yalçın Photography.

  • Youtube
  • Facebook Classic
  • Spotify Sosyal Simge
  • Instagram
bottom of page